Kierkegaard fideizminde iman akıl ilişkisi ve kötülük

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Muş Alparslan Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Din felsefesinin temel tartışma alanlarından biri olan akıl-iman ilişkisi, tarih boyunca farklı düşünürler tarafından çeşitli açılardan ele alınmış ve dinin rasyonel temellendirme meselesi etrafında yoğun tartışmalara konu olmuştur. Çalışmamız, Soren Kierkegaard'ın fideist iman anlayışını ve iman-akıl ilişkisini temellendirerek ortaya koymayı, ardından bu düşünsel çerçeve içinde onun kötülük anlayışını sistematik bir biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, Kierkegaard'ın kötülük meselesini ele alırken başvurduğu temel kavramlar esas alınarak konu tematik bir okuma yöntemiyle değerlendirilecektir. Ancak burada yalnızca kavramların betimlenmesiyle yetinilmeyecek, bu kavramların birbirleriyle kurduğu dinamik ilişki ve Kierkegaard'ın varoluşçu perspektifi içindeki anlamı da analiz edilecektir. Çalışmamızın temel hedeflerinden biri, Kierkegaard'ın dağınık ve sistematik olmayan görüşlerini kavramsal bir bütünlük içerisinde yeniden düzenleyerek daha bütüncül bir yapıya kavuşturmaktır. Nitekim Kierkegaard'ın eserleri çoğu zaman dolaylı anlatım, takma adlar ve parçalı düşünceler üzerinden ilerlediği için, onun düşüncesini bütüncül bir sistem içinde kavramak oldukça güçtür. Bu nedenle tez, yalnızca bir derleme yapmayı değil, aynı zamanda bu parçalı yapıyı yorumlayarak arka plandaki felsefi tutarlılığı görünür kılmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, Kierkegaard'ın düşüncesinin sistem karşıtı görünümüne rağmen, onun yaklaşımında örtük bir bütünlüğün bulunduğunu da ortaya koymaktadır. Diğer bir hedef ise, iman-akıl ilişkisi bağlamında kötülük problemini hem Kierkegaard açısından hem de eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu yönüyle tezi, Kierkegaard'ın düşüncesini yalnızca kavramsal düzeyde ele almakla sınırlı kalmayıp bu kavramları fideist perspektif içinde ilişkilendirerek sistematik ve bütüncül bir çerçevede incelemeyi, aynı zamanda mevcut literatüre katkı sunmayı ve literatürdeki dağınıklığın giderilmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak Kierkegaard'a göre dini inançta iman, aklın önünde konumlanmakta, aklın sınırlarına ulaştığı noktada ortaya çıkan varoluşsal bir tutum olarak ele alınmaktadır. Bununla birlikte Kierkegaard'ın kötülük anlayışı, insanın içsel dünyası ve özgür iradesi çerçevesinde açıklanmakta, kötülük bireyin Tanrı ile kurduğu ilişkinin sağlıklı bir şekilde kurulmamasından kaynaklanan varoluşsal bir durum olarak değerlendirilmektedir. Bu anlamda kötülük, yalnızca dışsal bir sorun değil, bireyin kendi varoluşuyla yüzleşmesini gerektiren içsel bir problem olarak da ele alınmaktadır.

One of the central debates in the philosophy of religion, the relationship between reason and faith, has been addressed from various perspectives by different thinkers throughout history and has been the subject of intense discussions surrounding the rational ustification of religion. Our study aims to present Soren Kierkegaard's fideistic understanding of faith and his conception of the relationship between faith and reason, and subsequently to examine his understanding of evil in a systematic manner within this conceptual framework. Accordingly, the subject will be evaluated through a thematic reading method based on the fundamental concepts Kierkegaard employs when addressing the problem of evil. However, this study will not be limited to merely describing these concepts; it will also analyze the dynamic relationships between them and their meaning within Kierkegaard's existentialist perspective. One of the primary aims of this study is to reorganize Kierkegaard's fragmented and unsystematic views into a conceptual unity, thereby presenting them in a more coherent structure. Indeed, since Kierkegaard's works often proceed through indirect communication, pseudonyms, and fragmented ideas, it is quite difficult to grasp his thought within a unified system. Therefore, this thesis aims not only to compile his ideas but also to interpret this fragmented structure and reveal the underlying philosophical coherence. In this context, it also seeks to demonstrate that despite the seemingly anti-systematic nature of Kierkegaard's thought, there exists an implicit unity within his approach. Another aim is to evaluate the problem of evil within the context of the faith–reason relationship, both from Kierkegaard's perspective and through a critical lens. In this respect, the thesis does not merely remain at a conceptual level but seeks to examine these concepts within a fideistic perspective in a systematic and holistic framework, while also contributing to the existing literature and helping to resolve its fragmentation. In conclusion, according to Kierkegaard, in religious belief, faith is positioned prior to reason and is understood as an existential attitude that emerges at the point where reason reaches its limits. Moreover, Kierkegaard's understanding of evil is explained within the framework of the individual's inner world and free will, and evil is considered an existential condition arising from the individual's failure to establish a proper relationship with God. In this sense, evil is not merely an external problem but also an internal one that requires the individual to confront their own existence.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Din, Felsefe

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

TOPLU, Ş. N. (2026). Kierkegaard fideizminde iman akıl ilişkisi ve kötülük (Tez No. 1009458) [Yüksek lisans tezi, MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ]. Ulusal Tez Merkezi.

Koleksiyon

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren