Hiçlik, Bir ‘Şey’ Değildir: Var Olmayana ‘İmkânsızlık’ Yüklemesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu çalışma, özellikle İslamî felsefi gelenekte, klasik mantık bağlamında var olmayan öznelere imkânsızlık yüklemesinin mantıksal ve ontolojik statüsünü incelemektedir. İbn Sīnā, “mutlak maʿdūm, kendisinden haber verilemeyendir” düsturu dolayısıyla birçok filozof-mantıkçı tarafından imkânsızlara yönelik mesafeli bir tavra sebep olmuştur. Buna karşın dilde karşılığı olan bu “şeylerin” de mantıksal düzlemde ifade edilmesine yönelik yol arayışı hiçbir zaman son bulmamıştır. Bu çalışmada da mümkün maʿdūm ile mutlak maʿdūm gibi ayrımlardan hareketle, var olmamanın hem konu hem de yüklem olarak nasıl işlev görebileceği ve bunun mantıksal tutarsızlığa yol açmaması üzerinde durulmaktadır. İbn Sīnā, takip eden düşünürler, ontolojik gerekçelerle imkânsızlığın olumlu yüklemesini reddederken, bazı düşünürler, bahsi geçen gerekçeler doğrultusunda olumlu ve olumsuz yüklemlemenin salt zihinsel veya varsayımsal yapılara anlamlı şekilde uygulanabileceğini savunurlar. Bu bakış açısında imkânsızlık kavramı, yalnızca varlığın reddi olarak değil, yapısal tutarsızlığa dayanan olumlu bir varlıksal iddia olarak ele alınmaktadır. “Yuvarlak-kare imkânsızdır” gibi önermeler basit ifadeler olmayıp kavramsal sınırlar hakkında önemli metafizik iddialar sunar. Çalışma, bazı imkânsız varlıkların yalnızca zihinsel düzeyde var olabileceğine karşın, bu tür “şeylerin” mantıksal ve anlamsal açıdan önemini koruduğunu vurgular. Ayrıca zihinde var olmak ile zihne bağlı kalmak arasındaki farkı ayırarak zihinsel temsile daha zengin yorumlar getirilmesine olanak tanır. Sonuç olarak, bu araştırmada imkânsızlık kavramının doğru ontolojik ve anlamsal disiplini ile ele alınması, kavramsallaştırmanın sınırlarını, mantıksal mekânın yapısını ve düşünce ile varlık arasındaki etkileşimi anlamak için meşru bir araştırma alanı sunduğu teyit edilmektedir.










