YETERLİ TEMEL İLKESİ ÜZERİNDEN SCHOPENHAUER’IN KANT’A YÖNELTTİĞİ ELEŞTİRİLER

dc.contributor.authorBingöl, Zeynep Kantarcı
dc.contributor.authorBayhan), Dilan
dc.date.accessioned2026-07-13T12:11:46Z
dc.date.issued2022
dc.departmentMuş Alparslan Üniversitesi
dc.description.abstractKant kendisinden sonraki dönemler üzerinde belirleyici etkiler oluşturması nedeniyle deyim yerindeyse felsefe tarihinde bir sınır taşı oluşturmaktadır. Onun ardılları arasında bulunan Schopenhauer da felsefesini kurarken büyük ölçüde Kant’tan etkilenmiştir. Onun nazarında Kant, kusursuzluğunun künhüne erilemezliği ve tüketilemezliği ile büyük bir dehadır. Bu nedenle kıymetine dair eksiksiz bir izahat da bulunmaktansa hata ve yanlışlarını göstermek daha kolaydır. Schopenhauer, deneyimlenen dünyanın öznenin bilme kategorileri tarafından şekillendirildiğini belirtir. O, “Dünya benim tasarımımdır.” demektedir. Bununla, zaman-mekân, cismanîlik, nedensel bağlantının insandan bağımsız olarak dışarıda bir yerde olmadığını, görünüşler ya da fenomenler dünyasının kendi yaratımımız olduğunu söylemektedir. Duyusal dünyanın öznenin bir tasarımı olarak belirmesi onun Kantçı yüzüdür. Tasarım olarak dünya, dünyanın görünen tarafıdır, dünyanın temelini oluşturan asıl gerçeklik Schopenhauer’a göre “isteme”dir. Bu da Schopenhauer’ı Kant’tan ayıran yüzü oluşturur. Schopenhauer’da isteme, dünyanın ve her şeyin aslıdır. Her şeyin temelinde akıl dışı ve amaçsız isteme bulunur. Kant için bilinemez ve bilinemediği için üzerinde konuşulamayan gerçeklik olarak kendinde şey Schopenhauer için isteme’dir. İnsan dur durak bilmeden sürekli bir şeyleri ister. İsteklerini doyursa da ister doyurmasa da ister. Schopenhauer’da bu, en temel hakikattir. İnsan kendi içine yöneldiğinde bunu hissedebilir ve isteme insanın varoluşsal yapısından hareketle bilinebilir. Öyleyse Schopenhauer, kendinde şeyi deneyim nesnesi olarak görmesi ve böylece onu bilinebilir kılmasıyla Kant’tan ayrılır. Schopenhauer’da isteme her şeyin, tüm varlık alanının özünü oluşturur. O, insanı oluşturan en temel öğe olarak gördüğü istemeden yola çıkarak evrenin ve varlığın özüne vakıf olmaktadır. Çünkü Schopenhauer’a göre evrenin yapısı insanın yapısında yansımaktadır. Dolayısıyla insana ait bir hakikat açığa çıkarıldığında evrenin hakikatine de ulaşılmış olmaktadır. Ama Kant aklın zorunlu olarak içine düştüğü çatışkıların üçüncüsünde bir ilk nedenin varlığının olanaksızlığından ve bilinemezliğinden söz etmektedir. Schopenhauer’ın Kant’a yönelik eleştirileri bundan nemalanır ve onu kendi has düşüncelerini üretmeye yönlendirir. Bu noktada karşımıza Schopenhauer tarafından dile getirilen yeterli temel ilkesinin dörtlü kökü üzerinden ele alınışını çıkmakta ve onun orijinalliğini oluşturmaktadır. Bu çalışmada da yeterli temel ilkesi üzerinden Schopenhauer’ın Kant’a yönelttiği eleştirileri değerlendirmek amaçlanmaktadır.
dc.identifier.dergipark1164128
dc.identifier.endpage17
dc.identifier.issn2564-7946
dc.identifier.issue3
dc.identifier.orcid0000-0003-3778-1659
dc.identifier.orcid0000-0001-7287-9198
dc.identifier.startpage1
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12639/8438
dc.identifier.volume7
dc.language.isotr
dc.publisherİktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Derneği
dc.relation.ispartofAl Farabi Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_DergiPark_20250701
dc.subjectSchopenhauer
dc.subjectKant
dc.subjectYeterli Temel İlkesi
dc.subjectKendinde Şey
dc.subjectİsteme
dc.titleYETERLİ TEMEL İLKESİ ÜZERİNDEN SCHOPENHAUER’IN KANT’A YÖNELTTİĞİ ELEŞTİRİLER
dc.title.alternativeSCHOPENHAUER'S CRITICISM TO KANT OVER THE PRINCIPLE OF SUFFICIENT REASONS
dc.typeArticle

Dosyalar