Tanıklığın Sınırında: Giorgio Agamben’in ‘Çıplak Hayat’ Kavramı Bağlamında Kamp Sineması– Son Of Saul

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Kamp, modern siyasal düzenin görünmeyen ama belirleyici yapılarından biridir. Giorgio Agamben’e göre kamp, hukukun askıya alındığı istisna alanı değil; modernliğin asli mekânıdır. Bu mekânda yaşayanlar, hukuki kimlikten ve siyasal öznellikten yoksun bırakılmış, yalnızca “çıplak hayat”a indirgenmiş bedenlerdir. Bu çalışma, Agamben’in “çıplak hayat” ve “homo sacer” kavramlarını temel alarak kamp sinemasında insanın varlık hâlinin nasıl temsil edildiğini tartışmayı amaçlamaktadır. László Nemes’in Son of Saul (Saul’un Oğlu, László Nemes, 2015) filmi, Auschwitz kampında görev yapan Sonderkommando üyesi Saul’un kendi oğlu olduğuna inandığı bir çocuğu gömme arzusu üzerinden hem etik bir direnişin imkânını hem de tanıklığın sınırlarını sinemasal olarak sorgular. Bu çalışmada, betimsel analiz yöntemi aracılığıyla filmin anlatı yapısı, öznel kamera kullanımı, görsel alanın sınırlandırılması ve ses-görüntü ilişkisi incelenmiş; bu yolla “çıplak hayat” figürünün sinemasal düzlemde nasıl inşa edildiği ortaya konmuştur. Analizler sonucunda, filmin travmatik bir gerçekliği doğrudan temsil etmekten ziyade, tanıklığın imkânına dair etik bir sorgulama yürüttüğü; sessizliğe gömülmüş çıplak yaşamı ise, görsel anlatımın bilinçli eksiltimiyle izleyiciye aktardığı sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Film, Radyo, Televizyon, Felsefe, Psikoloji

Kaynak

SineFilozofi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

2025 10. Yıl Özel Sayısı

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren